
45.İstanbul Film Festivali kapıda ve dürüst olalım; 127 uzun metrajlı film arasından seçim yapmak, bir açık büfede sadece tek bir tabak hakkınız varmış gibi hissettirebilir. Ama korkmayın, ajandalarınızı ve yüksek dozda kafeinli içeceklerinizi hazırlayın. 2026 seçkisini didik didik ettim ve “Ben sinemaya neden bu kadar aşığım?” dedirtecek, kaçırmamanız gereken o beş filmi sizin için seçtim.
Yönetmen: Olivier Assayas
Neden İzlemeli? Festivalin açılış filmi olması bir tesadüf değil. Paul Dano, Jude Law ve Alicia Vikander gibi bir rüya kadroyu bir araya getiren bu politik gerilim, modern Rusya’nın kalbine, iktidarın o karanlık ve baştan çıkarıcı koridorlarına dalarak zihninizi altüst edecek. Assayas’ın keskin zekası, günümüz dünyasının karmaşasını anlamak için ihtiyacımız olan o soğuk ama çarpıcı aynayı tutuyor.
Yönetmen: Ildikó Enyedi
Neden İzlemeli? Şiirsel sinemanın kraliçesi Enyedi ile sinema tarihinin en karizmatik yüzlerinden Tony Leung bir araya gelirse ne mi olur? Saf büyü. Film, Marburg Botanik Bahçesi’ndeki bir ağaç üzerinden üç farklı zaman dilimine yayılıyor. Doğanın sabrı ile insan ömrünün telaşını karşılaştıran bu yapım, Léa Seydoux’nun da varlığıyla tam bir görsel şölen vaat ediyor. Yanınıza mendil almayı unutmayın, ruhunuz biraz sarsılabilir.
Yönetmen: David Lowery
Neden İzlemeli? Anne Hathaway’i bir pop yıldızı olarak izlemek zaten yeterince çekiciyken, işin içine Charli XCX ve FKA Twigs imzalı müzikler girince bu film bir “izleme deneyimi” olmaktan çıkıp bir “konser atmosferine” dönüşüyor. Şöhretin bedeli, geçmişle yüzleşme ve Lowery’nin o melankolik ama görkemli anlatımı… Pop kültürünün içine sızmış bu derin dram, festivalin en çok konuşulan işi olmaya aday.
Yönetmen: Bi Gan
Neden İzlemeli? Eğer “Görsel olarak nasıl hipnotize olunur?” diye merak ediyorsanız, Bi Gan’ın Altın Lale için yarışan bu filmi tam size göre. Çin sinemasının bu dahi çocuğu, zaman ve mekan algımızı esnetmeyi çok iyi biliyor. Film sadece bir hikaye anlatmıyor; adeta rüya görüyor. Beyazperdede akıp giden o uzun sekanslar, size gerçek dünyayı kısa bir süreliğine unutturacak kadar güçlü.
Yönetmen: Jacques Deray
Neden İzlemeli? Bazen yeni maceralar aramayı bırakıp efsanelere sığınmak gerekir. Alain Delon ve Romy Schneider’in o ikonik, tehlikeli ve tutku dolu yaz tatilini 4K kalitesinde izlemek, sinemanın “havalı” olduğu günlere bir saygı duruşu niteliğinde. Sıcaktan kavrulan bir havuz başı, gizli gerilimler ve Fransız Rivierası… Bu film, estetiğin zirvesidir.
Bonus:
Üç Veda (Three Goodbyes): Isabel Coixet’in yönettiği, Alba Rohrwacher ve Elio Germano’lu bu film, galaların en duygusal duraklarından biri.
The Christophers: Steven Soderbergh’in deneysel ama sürükleyici tarzıyla yine sınırları zorladığı yeni yapımı.
İyi Şanslar, İyi Eğlenceler, Sakın Ölme: Gore Verbinski’nin uzun bir aradan sonra dönüp festival seyircisini şaşırtmaya hazırlandığı, absürt ve dinamik bir eser.
Festival maratonunda filmler arasında koştururken Atlas Sineması’nın önünde bir nefes alıp o festival havasını içinize çekmeyi ihmal etmeyin. Sinema, paylaşıldığında daha güzel!






